OZON TEDAVİSİ

OZON NEDİR?

Ozon doğada bulunan üç oksijen atomundan oluşan, renksiz, keskin kokulu, kararsız bir moleküldür. Doğada gaz halinde bulunan önemli bir oksidandır.Çok güçlü bir dezenfektandır. Antimikrobiyaldır ve İmmün modülatördür.Güçlü oksidatif özelliği olan ozonun kendisi, b,r oksijen radikali değildir.Serbest oksijen radikallerini nötralize eden anti-oksidan enzim sistemini aktive ederek anti-oksidan etki gösterir.(Prof.Dr. V. Bocci, Siena,İtalya)

 

​Kana verilen ozon kandaki tüm yapılar üzerine etkide bulunur.Bunlar;

Lipoproteinler,plazmaproteinleri,eritrositler,lenfositler,monositler,granülositler be plateletlerdir.Ozon herhangi bir organın, yüzey membranlarını ve endotelial hücrelerini etkiler.Ozonun güvenli doz aralığı çok geniş değildir.Yüksek dozlardabu yapılar üzerine toksik etkisi vardır.Kandaki konsantrasyonuna bağlı olarak sitotoksik ve hemolitik etkisi görülür.Ozon kana veridiğinde hemen atomlarına ayrıldığından, yarılanma ömrü oldukça kısadır.Ozon uygulaması sonrası antioksidan sistemin uyarıldığı ve Lipid Peroksidasyon potansiyelinde azalma olduğu saptanmıştır.(Kuzmina E.I. Potechina Ju.P.1998)

 

Ozonun yarılanma ömrü,oda sıcaklığında 45-55 dakikadır.Koroziv bir gazdır.Teflon ve cam haricinde tüm materyallere belirli bir süre içerisinde zarar verir.Medikal ozon %95 Oksijen ve %5 ozon şeklinde bir karışımdır.Tıbbi tedavide, ozon denildiği zaman,anlatılmak istenen saf ozon değil, medikal ozondur.

 

OZONUN ETKİLERİ

1-  Anti-bakteriyel,Anti-viral,Anti-fungal etki

Direk dezenfektandır.Hücre zarındaki lipidleri okside eder.Bu sebeple güçlü bir dezenfektandır. Klor'dan yaklaşık 3000 kat daha fazla antmikrobik güce sahiptir.Diğer antiseptiklerin aksine, çok hücreli organizmaların anti-oksidan savunma sistemleri olduğundan, çok hücrelilerde, zararlı etkiye neden olmaz.Hücre duvarındaki fosfolipidlerin ve lipoproteinlerin oksidasyonuna neden olduğundan, bakteri hücre duvarında hasar yaratarak anti-bakteriyel etki gösterir.

Ozonun antiviral etkisi,hücre zarı polipeptid zincirini parçalaması nedeniyle olmaktadır.Böylece virüsler hedef hücre reseptörlerine bağlanamazlar.Kapsüllü virüsler ozona daha fazla duyarlıdırlar.Hepatit virüsleri,AIDS etkeni olan HIV ,kuş gribi, domuz gribi gibi etkeni olan virüsler kapsüllü virüs grubuna girerler.Ozon uygulamaları domuz gribi, kuş gribi, zona zoster, herpetik lezyon, ağız içi aftlarda önemli ibr başarı elde etmiştir.

 

​2-  Kan oksijen taşıma fonksiyonu üzerine olumlu etki​

Ozon çift bağ içeren moleküllere karşı afinitesi yüksek olan bir moleküldür.Bu özelliklerinden dolayı poliensatüre yağ asidleriyle hızlı reaksiyona girer.Peroksitler kanın oksijen kullanımını arttırırlar. Ozonun 2,3 Difosfogliserat oluşumunu artırdığı saptanmıştır. Bu etkisi üzerinden oksihemoglobinin dokuda oksijeni bırakması artar ve doku oksijenlenmesi artar    

Ozon doku ve hücreler üzerinde hiçbir hasara neden olmaz.Hücre oksijenlenmesini arttırır. Ozon uygulaması sonrası kan, normalden 2-10 kat daha fazla oksijeni absorbe edebilir.(Wolf H.H. 1982)       

Hipoksi , hücre metobilazmasını etkiler. Hücrede zedelenme ve ölüme neden olur.Hipoki sonrası hücrede en çok oksidatif fosforilasyon bozulur.Anerobik koşullarda glikoz ve laktik asit düzeyi yüksektir.Hücre içi asidik olur ve Ribozomlar bundan olumsuz etkilenir.Protein sentezi azalır.Hücre zarı hasar görür.(Menevşe A, Menevşe S, Oksidatif fosforilasyon mekanizmaları,Temel Biyokimya sayfa 263-281, 1982)           

Hipoksik alana giden kan akımı artar.Arteriyel oksijen saturasyonu %25 azaldığında kan akımı yaklaşık 3 kat artar.Kandaki oksijen azalınca düz kasların kasılabilmesi için bazı vazodilatör maddelerin oluşumu artar.Sonuç olarak perfüzyon bozulur.Kanın ozonize edilmesi tüm bu süreçleri tersine çevireceğinden, doku yeteri kadar perfüze olacaki kalbin ve sistemin perifere daha çok kan pompalamasına gerek kalmayacaktır.Bu hipotezin doğrulanması için, kalp yetmezliğinde, periferik ödemde,doku iskemsinde, ozonun sistemik etkileri araştırılmayı beklemektedir.

 

3-  Anti-oksidan sistemin aktivasyonu          

Serbest oksijen radikalleri, normal metabolik süreç sonucunda oluşan metabolik yan ürünlerdir. UV ışınları, sigara, çevre kirliliği ve gama ışınları gibi çevresel faktörler ve analjezik,anestetik ve anti-kanser ilaçların kullanımı gibi nedenler,serbest oksijen radikallerinin oluşum sebeplerindendir.Sağlıklı organizmada antioksidan sistem, dokuları serbest oksijen radikallerinin saldırısından korur.

 

4-  Mikrosirkülasyonun ve periferik kanlanmanın sağlanması    

​Ozon, lipid metabolizmasını aktive eder.Bu aktivasyonu, yağ asitlerinin Beta oksidasyonu, kandaki lipidlerle direk etkileşime girmesi, ayrıca anti-oksidan sistemi uyararak yapar.Ozonun 2,3 Difosfogliserat salınımını arttırması, oksihemoglobinin dokuda oksijeni bırakmasını arttırır.

Ayrıca endotel memran kolestrolünde azalmaya neden olur.Böylece membran akışkanlığı ve kan akışkanlığı üzerine olan olumlu etkileri nedeniyle aterosklerozda klinik iyileşme sağlar.(S.S. Belousov, E.V. Suslonova. E.M. Trunova 1988)

 

5-  Kan viskozitesinin azaltılıp,akışkanlığının arttırılması

​Plateletlerin davranışları üzerinde nasıl bir fark yarattığı konusunda görüş birliği oluşmamıştır.Ancak bu konuda yapılan tek tek çalışmalar vardır.Shinriki ve arkadaşları (1997) yaptıkları çalışmalarda ortama ozonun eklenmesiyle platelet agregasyonunda azalma saptamışlardır. Fibrinojen düzeyi yüksek olan hastalara ozon uygulaması sonrası fibrinojen değerlerinin normale geldiği rapor edilmiştir.(D.V. Kaganov, N.A Gratsianskji 1993)

​Primer doğal antikuagülanların araştırılması sonucunda, ozon terapi küründen sonra anti-trombin III heparin kompleks aktivitesi %93,9 ' dan  %101,7 ' ye çıkmıştır.Bu kompleks trombin, kallkrein ve aktif pıhtılaşma faktörlerinin aktivitelerini nötralize eder ve pıhtılaşmanın en güçlü inhibitörü olarak bilinir. (V.P. Baluda 1995)

 

6-  İmmün modülatör etki       

Ozonun immünmodülatör etkisi 1989 yılında  ilk olarak Winkler tarafından ifade edildi.Ozon tedavisi sonrası, peroksit formasyonu yolu ile fagositoz aktivasyonu, özellikle hidrojenperoksit seviyesinin azaldığı kronik enfeksiyöz hastalılarda çok önemlidir.Ozon tedavisi ile fagositozun bpzulmuş olan tüm evreli düzelir.         

1990 yılında Bocci V. ozon etkisi ile IFN-yota oluşumunu keşfetti.Daha sonra çok sayıda sitokinlerin salınımının ozon tedavisi ile arttığını gösterdi.(IFN-ß, IL-2,IL-6, IL-8, TNF-alpha)          

Ozon etkisiyle periferik kandaki mononükleer hücrelerin aktivasyonu gerçekleşir.Spesifik ve nonspesifik immün cevap yoğunlaşır.(Bocci V. 1994)  

  

7-  Analjezik etki

​Ağrı konusunda başarılı olan ve yan etkileri yok denecek kadar az olan yöntemler, Türk hekimlerince yavaş yavaş kullanılmaya başlanmıştır.Akupunktur, Nöralterapi, Manyetik Alan Tedavisi, Homeopati ağrı tedavisinde tamamlayıcı tıbbın kullandığı önemli disiplinlerdir.Ağrı tedavisinde ozon kullanılmaktadır. ozon,Romatizma gibi dejenerasyon kökenli kronik ağrılarda oldupu gibi, akut travmaların nosisptif ağrılarında da başarı ile kullanılmaktadır.

​         

Prof.Dr. Z.Fahmy'e göre;

1- Ozonun anti-inflamatuar etkisi, hücre düzyinde reaksiyonları regüle eden prostoglandinleri, modüle edici etkisinden kaynaklanır.

2- Doku oksijenizasyonu yaparak, ağrı reseptörü uyaranlarının metabolik atılımına ve oksidasyonuna neden olduğundan analjezi sağlar.

3- Ozon hücre membranındaki anyon-katyon dengesini sağlayarak gerçek bir ağrı antagonisti gibi davranır.

4- Ozon, kıkırdak yıkımı sağlayan enzimeri nötralize ettiğinden analjezik etkiye neden olur.

(Op.Dr.Hasan Doğan, Ortopedik Hastalıklarda Ozon Tedavisi ve Nöralterapi sayfa 31)

        

8-  Detoksifikasyon etkisi

​Ozonun,detoks etkisi, hepatositlerde mikrozomal sistem aktivasyonu ve karaciğer filtrasyonunu arttırmasıyla açıklanabilir.


SİZİ ARAYALIM